BAKLİYAT ve TAHILLAR
Yazan : AYDIN YILMAZ
Vitamin ve mineraller açısından zengin olan bu besinler, lif zenginliği
yönünden de önemlidir. Üzerinde önemle durulması gereken konu; kuru
bakliyatın pişirilmesidir. Çünkü bu besinler dikkatli pişirilmezse vitamin
ve mineral değerlerinde ciddi kayıplar meydana gelebilir. Örneğin; kuru
bakliyatların haşlama sularının pişirmede kullanılmaması ya da çok uzun
süre pişirilmeleri hatalı olur. Uzmanların bir diğer uyarısı ise, kuru
baklagillerin insanlara yararlı hale gelebilmesi için tahıllarla
karıştırılması konusudur. Kuru baklagiller, insan için değerli bazı amino
asitler bakımından zayıftırlar. Bu zayıflık, tahıl grubu ile
karıştırılarak giderilebilir. Tahıl-kuru baklagil karışımına besin değeri
açısından bakıldığında, protein değerinin, et ile eşdeğer olduğu görülür.
Üstelik ete göre yağı az, lif oranı yüksektir.
Eğer sık sık kuru baklagil yeme alışkanlığınız yoksa, bu besinleri
sindirmede zorlanabilirsiniz. Aslında midede sindirimi zor olsa da, bu
besinler bağırsakta kolay geçiş sağlarlar. Ancak fermantasyon sonucu
olarak, mide ve bağırsaklarda gaz bırakırlar. Karın şişkinlikleri olur.
İşte bu nedenle bu tür besinleri özellikle nohut, kuru fasulye, kuru
barbunya gibi pişirmeden önce, en az 8 saat suda bekletmek, pişirirken de
köpüğünü almak gerekir.
Dikkat: Kuru baklagillerin kokusundan hoşlanmıyorsanız, haşlarken içine
soğan koyup, üzerine 5-6 adet karanfil atabilirsiniz.
Kuru sebzeler, şişmanlatıcı besinler değildirler. Özellikle az
yenildiklerinde bile yarar sağlar ve tok tutarlar. Vitamin ve mineral
açısından zengin oldukları için güç ve enerji verirler. Bu besinler,
vücuda çok faydalı olan B grubu vitaminleri, fosfor, potasyum, demir ve
bakır gibi mineraller yönünden çok zengindirler. Ayrıca insana doygunluk
hissi verdiklerinden dolayı, sık sık acıkmayı önlerler.
Pişirmede Dikkat Edilecek Hususlar
• Kuru baklagiller, pişirmeden en az 6-8 saat önce ıslatılmalıdırlar.
• Haşlanırken, kaynayan her kilo için soyulmuş iki baş soğan konulmalı ve
kaynarken beyaz köpüğü alınmalıdır.
• Baklagillerin kokusunu sevmezseniz haşlarken üzerine 5-6 adet karanfil
atın.
• Baklagilleri haşladıktan sonra soğuk su ile yıkamayın, suyunu süzdürüp
kullanın.
Kuru fasulyenin haşlama suyunu yemeğinize konacak suya ½
oranında katarsanız, yemek daha lezzetli olur. Türkiye'de en çok üretilen
ve tüketilen kuru bakliyatı şöyle sıralayabiliriz: • Kuru fasulye • Nohut
• Yeşil mercimek • Kırmızı mercimek • Bakla • Bezelye • Barbunya
Millî Yemeğimiz:
Kuru Fasulye
İnsanlar fasulyeyi tarih öncesi zamanlardan beri besin olarak
kullanmışlardır. Asya'da ve Avrupa'da olduğu gibi, Peru ve Meksika'da da,
beyazların gelmesinden önce yılda 2-3 kez fasulye hasadı yapıldığı
bilinmektedir. Bugün, ülkemizde seracılığın gelişmesinden dolayı, her
mevsimde taze fasulye bulunmaktadır. Fasulye, en besleyici sebzelerimizden
biridir. Karbonhidrat, protein, madensel maddeler bakımından zengin olduğu
gibi B grubu vitaminler açısından da zengindir. Fasulye, meyvesi
kurutulmuş olarak kullanıldığında baklagiller ailesine girer. Kuru
fasulyenin; dermason, horoz, barbunya, boncuk, şeker, göbekli, börülce
gibi pek çok çeşitleri mevcuttur.
Kuru Fasulye Ön Pişirilmesi
• Ayıklanmış kuru fasulyeyi akşamdan veya 6 saat önceden çukur bir kabın
içinde, 1 kg. kuru fasulyeye 3 lt. su eklemek suretiyle ıslatın.
• Kuru fasulyeyi bol su ile yıkayarak süzdürün ve pişireceğiniz tencerenin
içine koyun.
• 2 lt. su, bir adet de soyulmuş kuru soğan koyup kaynatın. Üzerine gelen
beyaz köpüğü dikkatle alıp kapağını kapatarak, ağır ateşte pişirin.
• Suyundan daima kullanacağınız anda çıkarın. Bazı yemeklerde suyundan da
yararlanabilirsiniz.
• Kuru fasulyenin pişme süresi 1 saattir.
• Pişen kuru fasulyeyi kesinlikle yıkamayınız.
• Bu şekilde pişen kuru fasulyenin aşağıdaki yemek türlerinde olduğu gibi
birçok çeşidini yapabilirsiniz
Kuru Fasulyeden Yapılan Yemekler
• Kuru fasulye çorbası • Kuru fasulye kuzu etli • Kuru fasulye kıymalı •
Kuru fasulye pastırmalı • Kuru fasulye pastırmalı-sucuklu • Kuru fasulye
pilavlı • Kuru fasulye piyazı • Kuru fasulye piyaz yumurtalı • Kuru
fasulye tavuklu • Kuru fasulye tatlısı • Kuru fasulye pastası • Kuru
fasulye yahnisi • Kuru fasulye pilaki • Kuru fasulye barbunya pilaki •
Kuru fasulye bastı • Kuru fasulye piliçli • Kuru fasulye pastası
Yeşil Mercimek
Ön Pişirilişi
• Yeşil mercimeği ayıklayıp yıkadıktan sonra çukur bir kaba koyun, 1 kg.
yeşil mercimek için 3 lt. su ile pişirmeden 3 saat önceden ıslatın.
• Bol su ile yıkayarak süzdürün, pişireceğiniz tencerenin içine koyun.
• 2 lt. su ve bir adet soyulmuş kuru soğan ekleyip kaynatın. Üzerine gelen
beyaz köpüğü alıp kapağını kapatarak ağır ateşte pişirin.
• Suyundan daima kullanacağınız anda çıkarın. Bazı yemeklerde haşlama
suyundan da yararlanmak mümkündür.
• Yeşil mercimeğin pişme süresi bir saattir.
• Bu şekilde pişen yeşil mercimekten aşağıdaki yemek türlerinde olduğu
gibi birçok yemek çeşidini yapabilirsiniz.
Yeşil
Mercimekten Yapılan Yemekler
•
Yeşil mercimek çorbası
hamurlu
•
Yeşil mercimek çorbası
nohutlu
•
Yeşil mercimek çorbası
kıymalı-sebzeli
•
Yeşil mercimek kıymalı
•
Yeşil mercimek kuzu etli
•
Yeşil mercimek karnıyarıklı
•
Yeşil mercimek köftesi
•
Yeşil mercimek salatası
•
Yeşil mercimek dolması
•
Yeşil mercimek yufka böreği
•
Yeşil mercimek böreği
•
Yeşil mercimek pilavı
•
Yeşil mercimek kabak karyesi
•
Yeşil mercimek müceddere
•
Yeşil mercimek soslu makarna
TAHILLAR
Tahıllar da, sebzeler gibi, Türk Mutfağı'na damgasını vuran besin
gruplarının başında yer almaktadır.
Buğday
• Genel Bilgi
Buğday, ilk insan Hz. Adem'den beri hemen her devirde insanların en önemli
besini olma özelliğini korumuştur. Beslenme için gerekli olan protein ve
karbonhidratları uygun bir oranda bünyesinde bulunduran buğday,
besicilikte de önemlidir. Buğday, başta ekmek olmak üzere birçok hamur
yemeğinin ana maddesidir. Bir buğday tanesinin ortalama %13'ü su, %51'i
nişasta, %9'u protein, %2'si yağ, %1.8'i de mineraldir.
Buğday, pirinç, yulaf ve arpa gibi besinler, buğdaygiller ailesi olarak
adlandırılırlar. Buğday, en çok İç Anadolu ve Trakya'da olmak üzere
Türkiye'nin hemen her bölgesinde yetiştirilir, iç ve Doğu Anadolu
Bölgesi'nde 'yetişen buğday sert olur ve hamur işleri için uygundur.
Trakya buğdayı ise yumuşaktır, makarna ve irmik için kullanılır. Sert ve
iri taneli buğdayın çekilmesi gerekir. Seçilen buğdayların içindeki taş,
toprak gibi yabancı maddeler ayıklanır. Anadolu'da havana benzeyen keşkek
taşlan vardır. Buğday, keşkek taşına konur ve sert ağaçtan yapılmış bir
tokmakla üzerine su atılarak dövülür. Buğdayın dışındaki zar gibi kabuk
çıkartılır. Sonra zemine serilerek güneşte kurutulur. Kışlık besin olarak
saklanan bu buğdaylardan aşure, keşkek çorbası gibi yemekler yapılır.
Un
• Genel Bilgi
Genellikle buğdayın değirmenlerde öğütülmesiyle elde edilen ürüne un adı
verilirse de, un genel olarak tüm tahıl tanelerinin çok küçük parçalara
ayrılıp toz hâline getirilmesiyle elde edilir. İsmini de ham maddesini
oluştura tahıl grubundan alır. Örneğin buğday unu, çavdar unu, arpa unu,
mısır unu ... gibi. Bir de halk arasında ekmeklik un, orta kaliteli un,
baklavalık un gibi çeşitlemeler yapılır, ama bunlar unun çeşidinden çok
kullanımına yönelik sınıflamalardır. En kaliteli un % 86 randımanlıdır. Un
çeşitlerinin kullanım alanı geniştir. Burada ilk sırayı ekmek alır.
Un Ürünleri
Çok eski yıllardan bu yana insanlığın en önemli besini:
Ekmek
Ekmek, insanlar için ucuza elde edilen önemli bir besindir. Genellikle
buğday unundan yapılırsa da mısır, çavdar gibi çeşitli unlardan da ekmek
yapılır. Ekmeğin tarihi çok eskidir. Kuvvetli bir enerji kaynağı olduğu
halde, besinlerin çoğunun aksine ucuza elde edilmesi, tarihin ilk
çağlarından beri insanların ekmeğe rağbet göstermelerine yol açmıştır.
M.Ö. 3500 yıllarında Mısır'ın Teb şehrinde ekmek yapıldığı, ele geçen
kabartma resimlerin bazılarında görülen ekmek yapmaya yarayan aletlerden
anlaşılmaktadır. Ayrıca M.Ö. 4000 yıllarında da İsviçre' nin Göller
Bölgesi'nde yaşayan kavimlerin ekmek yaptıkları öğrenilmiştir. İncil' de
de mayalı ve mayasız ekmekten bahsedilmesi, ekmeğin tarihinin bir hayli
eski olduğunu göstermeye yeter. Ancak, eski çağlarda yapılan ekmeklerin
bugünkü ekmeklerden bir hayli farklı olduğu anlaşılmaktadır. O çağlarda
hamur, kızgın taşlar üzerine yayılır, üstü külle örtülürdü. Böylece hamur
kendi kendine pişerdi.
Mısırlılarda ekmek yapmak başlı başına bir sanat halini almıştı. Beyaz
undan yapılan küçük francalalar, bugünkü ekmekle boy ölçüşecek kadar
güzeldi. Eski Yunanlılar da, Romalılar gibi ekmek yapmasını Mısırlılardan
öğrenmişlerdir. Halkın ekmek ihtiyacını karşılamak üzere büyük şehirlerde
fırınlar açılmıştı. Ortaçağda derebeyleri, köylerin ortasında tuğladan
ekmek fırınlan yaptırırlar, ekmek ihtiyacını böylece karşılarlardı.
Ucuz bir besin olmasına rağmen, ekmeğin sağlanması her zaman kolay
olmamıştır. Tarihin karanlık devirlerinde insanlar ekmeklerini çoğu kez
kendileri yapmak zorunda kalmışlardır, bunun için de malzeme sağlamakta
güçlük çekmişlerdir. Ancak XX. yüzyılın başından itibaren, insanların
ekmek sorunu kısmen halledilmiştir. Ekmeğin pek yaygın bir besin oluşu,
birçok memleketlerde ekmek yapımı ile ilgili kanunların çıkmasına yol
açmıştır. Savaş yıllarında ilk akla gelen şey, halkın ekmeğini sağlamak
meselesi olmuştur.
Ekmek denilince bizim aklımıza buğday unundan yapılan ekmek gelirse de,
dünyanın her yerinde ekmek buğdaydan yapılmaz, ayrıca pişirilmesi de
değişiktir. Mesela Anadolu'nun birçok yerlerinde olduğu gibi, Meksika'da
ve çeşitli Güney Amerika memleketlerinde de mısırdan ekmek yapılırdı.
İskoçya'da halkın çoğu yulaf ve arpa unundan yapılan ekmekleri tercih
eder. Çin'de, Japonya'da pirinç, halkın başlıca besinini teşkil ettiği
için ekmekler de pirinç unundan yapılır. Esasen Çinlilerin, Japonlar' ın
ekmeği bir nevi pirinç lapasını andırır.
Türk Mutfağı'nın ana yiyecek malzemesi ekmektir. Ekmeğin bu denli rağbet görmesinin nedeni, Türk Mutfağının salçalı (soslu) yemekleridir. Bu soslara ekmeğini batırarak yediği zaman Türk insanının kamı ancak doymuş olur. Ve ne yazık ki, dünyanın bazı ülkelerinde insanlar bir dilim ekmeğe muhtaç olduğu halde, ülkemizde korkunç ekmek israfı devam etmektedir. Evlerde, lokantalarda, otellerde, fırınlarda ekmek tüketilen her yerde, atılmış gördüğüm o ekmek parçalarının kaç başak buğdaydan meydana geldiğini düşünürken, sanki bir tarlada yalın ayak olduğumu ve anızların ayağıma battığını hissediyorum. İşte, yaşam içinde pek çok zorluklarla sahip olduğumuz ekmeğin israfını karınca kararınca önlemeye yardımcı olmak amacıyla, okullardaki derslerimde, işbaşı eğitimlerimde, seminer ve konferanslarda özellikle meslektaşlarımla yaptığım toplantılarda konuyu dile getirmekteyim. Görev yaptığım yerlerde fazla olan ekmek veya kruvasanları, aileleri kalabalık arkadaşlarımıza verdik, her kuruluşta yapılmakta olan galeta tozunu ekmekten yaptırıp, pane yemeklerde kullandık. Üstelik ekmekten yapılan galeta tozu, köfte çeşitlerinde, yağlı koyun ve dana kıyması ile karıştırıldığında daha lezzetli ve yumuşak köfte yapılabilir. Aynı zamanda israf önlenir ve maliyet düşer. Bayatlayan, biraz yanan ekmeği bile çorbada, köftede, papurtlamada, bandırmada, yoğurtlu ekmek mantısında, hatta kurutup üzerine pekmez dökerek çeşitli tatlılarda değerlendirebilirsiniz. Tüm meslektaşlarımın ve okuyucularımın bu israfın önlenmesine yardım edeceklerine inanıyorum.
İslâm
Dininde Ekmeğin Önemi
İslâm dinine göre ekmek, nimetler içinde en büyüğüdür. Bu inançtan dolayı
yere düşen bir parça ekmek hemen yerden alınıp başa konulur. Yani büyük
bir saygı gösterilir. Çünkü ekmek israfı kesinlikle yasaklanmıştır ve evde
ekmeğin devamlı bulunması bereket sayılır.
Mevlâna' nın Mesnevi'sinde Ekmek
Ekmekten, somundan ve ekmeğin yapıldığı ana madde olan buğdaydan Mevlâna'
nın pek çok beytinde bahis olunmuştur. Ekinler, başaklar, harman, taneler,
saman çöpleri, değirmen, değirmenci, değirmen taşı, ekmekçi, ekmek
dükkânı, Mevlâna' nın şiirlerinde çeşitli kavramlar olarak yer almıştır.
"Ekmek, sofrada durduğu sürece cansızdır. Fakat insan vücudunda neşeli
bir ruh kesilir. Sofranın arasında duran o ekmeğin can alması imkânsızdır.
Fakat can, selsebil suyuyla o olmayacak şeyi yapar, ekmeği ruh haline
getirir" der.
Ekmek çeşitleri arasında en besleyici olanı, halk arasında en beğenileni
buğday unundan yapılan ekmektir. Ekmek ucuza elde edilen bir besin olmakla
beraber yapılması masraflıdır, el emeğine dayanır. Binlerce çiftçi
çabalar, buğdaylar yetiştirilir, bu buğdaylar çeşitli vasıtalarla
değirmenlere götürülür, orada bazen ilkel usullerle bazen de modern
usullerle öğütülüp un hâlini alır. Sonra hamur hâline getirilip ekmek
yapılır.
Yeryüzünde 150'nin üzerinde ekmek çeşidi vardır. Bugün insanların
yedikleri ekmeği belli başlı iki kısma ayırabiliriz: Mayalı ekmek ve
mayasız ekmek. Mayalı ekmek hafif olur; içi gözeneklidir, kolayca kabarır,
lezzetlidir. Mayasız ekmek kabarmaz, kuru, sertçe olur. Buğday ve çavdar
ekmekleri öteki çeşitlerden daha gözenekli, daha hafif olur. Türkiye'de
köylerde mayalı ekmek yapımı pek azdır. "Yufka" denilen mayasız hamurdan
yapılan ince ekmekler kızgın sac üzerinde pişirilir. Bazı köy ve
kasabalarda da halk ev ekmeğini daha lezzetli bulduğu için fırından almak
yerine kendisi evde yapar. Ekmek, protein bakımından fakir olmakla beraber
karbonhidratı ve B1 vitamini bol bir besindir. Ayrıca içinde demir ve
çeşitli vitaminler de vardır.
Ekmek Yapımında Kullanılan Unlar
•
Buğday
unu •
Kepekli
un •
Yulaf
unu •
Çavdar
unu •
Mısır
unu •
Patates
unu •
Pirinç
unu
Ekmek Çeşitleri
•
Tandır
ekmeği •
Francala
ekmeği •
Pide
ekmeği •
Bazlama
ekmeği •
Tandır
ekmeği •
Yufka
ekmeği •
Katmerli
ekmek •
Katmer
ekmeği •
Sandviç
ekmeği •
Hamburger ekmeği •
Mısır
ekmeği •
Yulaf
ekmeği •
Kepek
ekmeği •
Çavdar
ekmeği •
Patatesli ekmek •
Gizleme
ekmeği •
Somun
ekmeği •
Tava
ekmeği •
Tost
ekmeği
Pideler
•
Ramazan
pidesi •
Trabzon
pidesi •
Normal
pide •
Pastırmalı pide •
Pastırmalı-yumurtalı pide •
Sucuklu
pide •
Mantarlı
pide •
Mantarlı
-domatesli pide •
Mantarlı-yumurtalı pide •
Etli
pide •
Etli-yumurtalı pide •
Yumurtalı pide •
Peynirli
pide •
Peynirli-yumurtalı pide • Etli ekmek (Konya yöresinin) • Lahmacun
Poğaçalar
•
Sade
poğaça •
Peynirli
poğaça •
Kıymalı
poğaça •
Fındıklı
poğaça •
Cevizli
poğaça •
Açma
(yağlı) •
Açma
(fındıklı) •
Kandil
simidi-(susamlı) •
Kandil
simidi (sade) •
Kandil
simidi (kokulu)
Sandviçler
• Beyaz peynirli-domatesli sandviç •
Beyaz
peynirli sandviç •
Kaşar
peynirli sandviç •
Rokfor
peynirli sandviç •
Dil
peynirli sandviç •
Sucuklu
sandviç •
Pastırmalı sandviç •
Yumurtalı sandviç •
Dilli
sandviç •
Füme
dilli sandviç •
Etli
sandviç •
Tavuklu
sandviç •
Rozbifli
sandviç J•
ambonlu
sandviç •
Dana
Jambonlu sandviç •
Hindili
sandviç •
Sosisli
sandviç •
Kaz
ciğerli sandviç •
Kulp
sandviç •
Concorde
sandviç •
Somon
füimeli sandviç •
Kılıç
fümeli sandviç •
Karidesli sandviç S•
iyah
havyarlı sandviç •
Kırmızı
havyarlı sandviç •
Alabalık
fümeli sandviç •
Yılan
balığı fümeli sandviç
Tostlar
• Kaşarlı tost • Karışık peynirli tost • Sucuklu tost • Pastırmalı tost •
Jambonlu tost • Çikolatalı tost • Çikolatalı-muzlu tost
Hamburgerler
• Cheese burger • Hamburger (sade) • Hamburger (soslu)
KEŞKEK TARİFİ (12 Kişilik)
Malzemeler
400 gr. aşurelik buğday (ayıklanıp, 6 saat kadar önceden ıslatılmış ve
yıkanmış), 1 adet koyun boynu 50 gr. tuz, 2 baş soğan (piyaz doğranmış), l
çay kaşığı karabiber 5 kg. su, 1 çay kaşığı kırmızı biber 150 gr. tereyağı
Hazırlanışı
• Buğdayı ve koyun boynunu beraberce tencereye koyup kaynatın; üzerine
gelen köpüğü alın.
• Tavaya yağın yansını koyup kızdırın, içine soğanı katıp pembeleşinceye
kadar kavurun. Kaynayan malzemenin içine katıp kapağını kapatarak ağır
ateşte pişirin.
• Pişen eti çıkarıp kemiklerinden ayırıp ayrı bir kabın içine koyun.
• Tuzunu koyup ağaç spatula ile iyice karıştırarak özleşmesini, tavuk
kıvamına gelmesini sağlayın. Tat ve lezzetini kontrol edin.
• Tavada tereyağını kızdırıp kırmızı biberi işine koyunca köpüğünü alın.
Keşkeğin üzerine kaşık kaşık gezdirerek servis edin.
Bazı yörelerde tarçın veya kimyon, kırmızı biber ekerek de servis
yapılıyor•
• •